Temel noktalar

Temel noktalar
Non-Hodgkin lenfomanın etkilediği hücrelerden alınan bir numune veya bir biyopsi, hekimlerin hastalığın alttipini belirlemelerine imkan verir.
Sınıflandırma ve evrelemenin tedavi üzerindeki etkisi, hastalığın tipinin etkisinden daha fazladır.
Non-Hodgkin lenfoma için yıllar içerisinde birçok sınıflama sistemi kullanılmıştır. Halen yaygın şekilde kullanılan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sınıflandırması (Tablo 1), hastalığın şu anda bilinen klinik ve patolojik özelliklerini birleştirmekte ve bunları ayrı gruplara kategorize etmektedir. Klinik pratikte geçerliliğini koruyan indolent ve agresif sınıflandırmaları da, pek çok farklı non-Hodgkin lenfoma tipini içermektedir. Bir hastada hangi tip non-Hodgkin lenfoma olduğunu belirleyebilecek pek çok test bulunmaktadır. Bu testlerin sonuçları hekimlere hastalığın muhtemel davranış şeklini ve uygulanabilecek en iyi tedavi hakkında bilgi verir.

Non-Hodgkin lenfomanın tipinin belirlenmesi mikroskop altında ve laboratuarda analiz edilmek üzere bir doku parçası alınmasını gerektirir. Hastalara biyopsi uygulanır, bu işlemde etkilenen lenf düğümü veya lenf düğümünün bir kısmı cerrahi olarak çıkartılır.

Non-Hodgkin lenfoması olan kişilerin çoğunda anormal B hücreleri veya B hücreli lenfoma bulunur. T hücreli lenfomalar çok daha nadirdir ve çocuklar ile genç erişkinlerde görülmeleri daha muhtemeldir.

Non-Hodgkin lenfoma, herkes için farklı bir deneyim

Temel noktalar
Görünüşte benzer olan non-Hodgkin lenfoma olguları için bile farklı tedaviler uygulanması söz konusu olabilir.
Tanıya yönelik testler nedeniyle tedavinin başlanmasında gecikme olmasından endişe edilmemelidir, çünkü doğru tedavinin seçilmesi hayati önem taşır.
Lenfoma, herkes için farklı bir deneyimdir. Aynı tipte veya evrede lenfoması olan kişilere bile birbirilerinden farklı tedavi uygulanması ve farklı tedavi sonuçları elde edilmesi söz konusu olabilir.

Non-Hodgkin lenfoma tanısının konması veya tedavisinin başlanabilmesi için, önce tanıya yönelik mikroskop altında hücresel değerlendirme ve sonrasında evrelemeye yönelik testler yapılması gerekir.

Tüm bu testler yapılırken tedavi gereksiz yere gecikiyormuş gibi gelebilir. Ancak, doğru tedavinin uygulanması doğru tanı konmasına bağlıdır ve herhangi bir küçük gelişme, başlangıçtan itibaren en iyi tedavinin uygulanması sayesinde fazlasıyla telafi edilmiş olacaktır.
İndolent non-Hodgkin lenfoma
Agresif non-Hodgkin lenfoma
İndolent non Hodgkin Lenfoma

Temel noktalar
İndolent non-Hodgkin lenfoma hekimler başka bir durum nedeniyle araştırma yaparken “rastlantısal” bulunabilir.
Hastalığın yavaş gelişmesi, hastalara derhal tedavi uygulanmayacağı anlamına gelebilir.
İndolent non-Hodgkin lenfoma çeşitli şekillerde tedavi edilebilir ve çoğu zaman hastalıksız veya “remisyon” adı verilen bir dönem oluşması sağlanır.
Eğer hastalık tedaviden sonra tekrar ederse, agresif forma dönüşüm görülebilir.
İndolent non-Hodgkin lenfoma, non-Hodgkin lenfoma sınıflandırması içerisinde yer alan iki temel formdan biri olup, diğer form ise agresif olarak adlandırılır. İndolent non-Hodgkin lenfomalar “düşük dereceli” non-Hodgkin lenfomalar olarak da bilinir. Aşağıya geçiş menüsü
Hastalığın doğal seyri
Tedavinin önemi
Ne beklenmeli
Hastalığın doğal seyri
İndolent non-Hodgkin lenfomalar düşük dereceli non-Hodgkin lenfomalar olarak da bilinir. Tipik olarak başlangıçta belirtiye neden olmazlar ve bir süre tespit edilmeden seyirlerini sürdürürler. Sıklıkla “rastlantısal”, yani bir hasta tamamen farklı bir nedenden dolayı hekimi ziyaret ettiğinde tespit edilebilir. Bu koşullarda, hekim rutin bir fizik muayene sırasında büyümüş bir lenf düğümü tespit edebilir. Bazen, bir kan tahlili ve göğüs röntgen filmi anormal bir bulgu ortaya çıkartabilir ve daha detaylı olarak araştırıldığında non-Hodgkin lenfomaya bağlı olduğu tespit edilebilir.

Ancak, indolent non-Hodgkin lenfoması olan bazı hastalar belirtileri nedeniyle hekime başvururlar. En sık görülen belirti, büyümüş bir lenf düğümüdür ve genellikle boyunda, koltukaltında veya kasıkta bir kitle olarak fark edilir. Tanı anında hastalarda non-Hodgkin lenfomanın herhangi başka bir belirtisi de bulunabilir.

İndolent non-Hodgkin lenfomalar yavaş büyüdüğünden ve sıklıkla hiçbir beelirtiye neden olmadıklarından, ilk tanı konduğu sırada pek çoğu ileri evrededir.

Tedavinin önemi
Tüm non-Hodgkin lenfoma tipleri için tedavi seçenekleri mevcuttur. Kullanılan tedavinin tipi pek çok şeye bağlıdır ve bunlar arasında
Non-Hodgkin lenfomanın tipi
Non-Hodgkin lenfomanın evresi
Lenfomanın nerede olduğu
Hastanın genel sağlık durumu ve yaşı yer alır.
Her ne kadar tedavi ile remisyon sağlanabilirse de, pek çok indolent non-Hodgkin lenfoma gelecekte nükseder ve bu tipik olarak 1,5 – 4 yıl sonrasında gerçekleşir. Bazı indolent non-Hodgkin lenfoma farklı bir formda, agresif lenfoma olarak nükseder. Dolayısıyla, indolent non-Hodgkin lenfoma tedavisi görmüş olan hastalar, kendilerini çok iyi hissediyor bile olsalar hekimin ve uzman ekibin önerisi doğrultusunda düzenli olarak kontrollere gitmesi ve testler yaptırması çok önemlidir.

Ne beklenmeli
Erken evre non-Hodgkin lenfoması olup tanı konduğu esnada hastalığı sadece bir veya iki lenf düğümü ile sınırlı olan hastalarda tutulu lenf düğümlerine radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanabilir.

İleri evrede non-Hodgkin lenfoması olan ancak tanı sırasında hiçbir belirti bulunmayan hastalarda “gözle ve bekle” yaklaşımı önerilebilir.

Belirtiler ortaya çıktığında veya tanı konduğu sırada belirtileri olan hastalar için, tedavi genellikle gerekli olacaktır. En sık kullanılan tedavi kemoterapidir ve sıklıkla monoklonal antikorlar ile kombine edilir. Büyük lenfoma kitlelerini tedavi etmek amacıyla, bazen kemoterapi ile birlikte radyoterapi de kullanılır. Kullanılabilecek diğer tedaviler arasında, yüksek dozda kemoterapiyi takiben kemik iliği nakli uygulaması da yer alır.

Agresif non Hodgkin Lenfoma

Temel noktalar
Agresif non-Hodgkin lenfoması olan hastalarda genellikle hastalığın erken evresinde belirtiler görülür ve hekimlerine başvururlar.
Hastalık hızlı gelişen yapısına rağmen, pek çok tedavi formuna yanıt verir ve pek çok olguda kür sağlanır. Kür olmadan bile, pek çok hastada hastalığın bulunmadığı bir dönem veya “remisyon” sağlanır.

Hastalığın doğal seyri
Agresif non-Hodgkin lenfomalar “yüksek dereceli” non-Hodgkin lenfomalar olarak bilinir. İsimlerinden anlaşılabileceği gibi, agresif non-Hodgkin lenfomalar hızlı büyürler. Bu nedenle, hastaların belirtileri fark edip hekime başvurması ve hastalığın görece daha erken bir döneminde uzman tedavisi için sevk edilmeleri muhtemeldir.Her ne kadar “agresif” terimi kulağa çok korkutucu gelmekteyse de, bu lenfomalar tedaviye sıklıkla çok iyi yanıt verir. İlk adımda standart tedaviye yanıt vermeyen hastalar bile yüksek doz kemoterapi ve kök hücre nakline sıklıkla iyi yanıt verirler.

Tedavinin önemi
Tüm non-Hodgkin lenfoma tipleri için tedaviler mevcuttur. Kullanılan tedavinin tipi pek çok faktöre bağlıdır ve bunlar arasında
Non-Hodgkin lenfomanın tipi
Non-Hodgkin lenfomanın evrelemesi
Lenfomanın nerede olduğu
Hastanın genel sağlık durumu ve yaşı yer alır.
Lenfoma için görünürde kür sağlanmış veya bir remisyon sağlanmış da olsa, hastaların kontrollere gitmesi ve testler yaptırması çok önemlidir.

Ne beklenmeli
Erken evre agresif non-Hodgkin lenfoma tanısı alan hastalar genellikle kombinasyon kemoterapisi ile tedavi edilir. Bu tedavide, birden fazla kemoterapi ilacı kullanılır. Söz konusu bu tedavi genellikle monoklonal antikor ile birlikte verilir.

Radyoterapi de sıklıkla kullanılabilir ve tedavi spesifik olarak, etkilenen lenf düğümlerine yöneltilir. Her ne kadar bir hastanın tedaviye nasıl yanıt vereceğini tahmin etmek mümkün değilse de, erken evre agresif non-Hodgkin lenfomanın tedavisi ile hastaların %80’inde veya daha fazlasında bir kür veya remisyon (hastalıksız dönem) elde edilmesi sağlanır.

İleri evre non-Hodgkin lenfoması olduğu tespit edilen hastalara da, kombinasyon kemoterapisi ve monoklonal antikor tedavisi uygulanır. Ayrıca radyoterapi de uygulanabilir.

Tedaviye iyi yanıt vermeyen non-Hodgkin lenfoması olan hastalarda veya hastalığı nüksedenlerde, daha ileri tedavi uygulanması gerekir. Yüksek doz kemoterapi denenebilir ve kök hücre nakli gerçekleştirilebilir.



Author:
admin
Time:
Salı, Ekim 2nd, 2007 at 09:36
Category:
Lenfoma Kanseri
Comments:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Navigation:
Aramalar:

Comments are closed.